Beni fark et istiyorum

Hiç hesaba katmadığımız bütünlüklerde var şüphesiz.

Vazgeçilmeye her an müsait bir alışkanlık gibi, kendimi aklının hücrelerine sonradan yerleştirdim. Üstelik korkunç ve ıslak bir zamanda, başına gelebilecek kötü bir ihtimali bile göz ardı etmediğin halde. Seninle doğrulanmaya, senden yola çıkıp bir açıklanma yolu bulmaya çalıştım. Kötü olguların, iyi ihtimaller gibi gerçekleşmek için zamana ihtiyaç duymadığı, en fena durumların ansızın meydan bulduğu, temiz ve toplu tutulmak istenilen her şeyin bir anda kirlenip, dağılabileceğinden söz ettim kendime sürekli.

Hazırlıksızdın. Bana karşı gösterebileceğin herhangi bir reaksiyon planın yoktu. Ara bir tespitte fark etmiştin beni, gövdenin en alt kısımlarından yüz yüksekliğine kadar yayılmıştım. Kendini benden soyutlama çaban başlamıştı sonra. Bunu yaparken kürtaj için mümkün olan süreyi ihmal sebebiyle aşan bir gebe kadar başarısızdın.

İki kişi kapasiteli bir yalnızlığın öğretileriyle yoğruldun çoğu zaman. Mutsuz olmak için bulunması gereken metalar çokluğunda boğuldun. Eksikleri geçen zamanın ve artarak devam eden maddenin dolgularıyla giderebiliriz sandık. Aslında sadece sandığımız çok şey var. Fikrimize hükmetmeyen, yalnızca ihtimaller üzerinden dağılım gösteren çok şey. Her peydahın onu ortaya çıkartılanlar tarafından devrim olacağının sanılması gibi. Her sabah bir önceki gece görülen rüyanın hayra yorulması gibi. En ağır hastalıkların bile basit enfeksiyonlar gibi çabucak geçeceğinin umulması gibi. Her izin kalıcılık oranının silinmek üzerine ortalandığının düşünülmesi gibi.

Hiç hesaba katmadığımız bütünlüklerde var şüphesiz. Hayatımıza tam anlamıyla alamayacağımız için daima çemberin dışında tuttuğumuz, gidişata müdahale etmesine asla izin vermediğimiz bütünlükler. Kafanı karıştırmaya çalışmıyorum inan. Zaten dağınık olan bir şeye içinden çıkılmaz bir hal kazandırmak onun acemilerinin işi. İyi bildiğim ne varsa hepsinin en başında sen geliyorsun. Senin için oluşmayan ama seninle biçimlenen bir bilince sahibim. Tüm irademi senin kodlarını çözmek için kullandım şimdiye dek. Başardım da. En azından herkesin herkesi ezbere bilmek gibi bir zorunluluğunun olmadığını, içinden çıkılamayacak hallerin en fazla şeye hakim olup en azına ait olmakla egale edilebileceğini, gördüğün ayak izlerine basılarak kendine özgü bir yolun asla keşfedilemeyeceğini öğrendim. Beni anlıyorsun. Seni anladığın ne varsa ötesinde bir beklentiye soktuğumun farkındayım. Dağın arkasındaki manzarayı kafanda çizmeye çalışan kör bir ressamım ben. Paletindeki güneşin en koyu tonlarını yağmurla açmaya ve inceltmeye çalışan biçare bir ressam. Bakıldığında herkesin aynı boyda göründüğü bir pencere kenarında oturuyoruz seninle. Yüksekliklerin kendine dahil yanıltıcıkları eşliğinde. Sana aktarırken ayrı sınıflandırmalara tabii tuttuğum ne varsa hepsi aynı kütleye sahip. Aynı renk, aynı tat, aynı dokuda sabit. Algılanamayacak kadar uzaktan işitildiğinde birbirinden ayırt edilemeyen sesler gibi.

Bir şeyi fark et istiyorum. Bir deha değilim elbette. Yaşam formunu çevrelediğim standartların ancak ikimizin sığabileceği kadar dar olması benim seçimim değil. Kabul edemeyeceğim bir çok şeyi seninle sunarak kendime yutturduğum gibi bir gerçekliğim var. Bu hastalığın beraberinde getireceği ilgi ve özenle birleştirildiğinde kabul edilebilecek bir hal olduğunu meşru kılması durumu. Bir kazanın hayatına yön verecek bir mucizeyi doğuracağı inancı.

Beni fark et istiyorum. Bu şikayet edecek olsan da, bana doğru şekillenen bir istikamette yol alacağının ihtimalleşme olgusu..

"Ahmet Pak"

post img

Bu kategoride Güzel Makaleler ahanda bu zamanda Dec 04, 2016


Yorumlar


Başka başka içerikler